İKİNCİ GÖRÜŞ

Hasta Bilgileri


Başvuru Yapanın Bilgileri


200 MB'den fazla olan raporlarınız için [Raporlarınızı Yükleyin] butonuna tıklayabilirsiniz.
CHECK UP RANDEVUSU AL

HABERLER

Lenfomadan Kurtuldu İyileşme Hediyesi Oğluna Kavuştu

15.06.2016

Rusya’da 12 yıl önce İngilizce öğretmenliği eğitimi alırken Antalya’ya çalışmaya gelen ve Antalya Devlet Senfoni Orkestrası’nda vurmalı sazlar bölümü sanatçısı Saygın Güner ile tanışarak hayatını birleştiren 31 yaşındaki Olga Güner, 3 yıl mücadele ettiği lenfomadan kurtularak eski sağlığına kavuştu. Tedavi öncesinde doktorların, “Bebek sahibi olamayabilirsiniz” uyarılarıyla korku dolu yıllar geçiren genç kadın, geçen yıl dünyaya gelen ve şu anda 6 aylık olan oğlu Sarp’ın sevgisi ile yepyeni bir yaşama merhaba dedi.

Her şey alerjik sanılan kaşıntılar ile başladı

Olga Güner Antalya’ya geldiğinde 19 yaşındaydı. Antalya Devlet Senfoni Orkestrasında Vurmalı Sazlar bölümü sanatçısı Saygın Güner ile tanışması, yaşamını bir anda değiştirdi. Büyük bir aşkla birbirine bağlanan çift, bir yılın sonunda evlendi. Kısa sürede bütün ailenin sevgilisi olan Olga’ya eşinin anne ve babası “Oya” adını verdi. Ancak peri masalı gibi süren evliliğin 6’ncı yılında Olga ve Saygın’ın yaşamına kara bulutlar çöktü. Olga’nın vücudunda kızarıklıklarla birlikte kaşıntılar oluşmaya başladı. Alerjiden dolayı kızarıklıklar ve kaşıntının oluştuğunu düşünen genç kadın hemen Antalya’da bir dermatoloğa başvurdu. Kızarıklık ve kaşıntıları her geçen gün artan Olga’nın tahlilleri ile herhangi bir sağlık sorunu olmadığını söylüyordu.

Kötü haber Rusya’da geldi

Aldığı sonuçlar ile psikolojik olarak rahatlayan Olga, yarıda kestiği eğitimini tamamlamak için bir süreliğine Rusya’ya gitti. Burada ağır bir nezle geçirdi ancak ilk başta önemsemedi. Bir süre sonra boynunda aniden oluşan ve hızla büyüyen şişliği fark edince, korkularıyla yüzleşmeye karar verdi. Başvurduğu hastanede yapılan tetkiklerin sonucunu beklerken bir yandan da okulu bitirmek için durmadan çalıştığı bir dönemde kötü haber geldi. Doktorun kendisini onkoloji bölümüne yönlendirmesi korkularını daha da artırdı. Önemli bir sağlık sorunu olduğunu hisseden ancak bunu bir türlü kendine itiraf edemeyen Olga, sonunda eşi Saygın Güner’e durumu bildirdi.

Aşkı için mücadeleye karar verdi

Eşinin Rusya’da onkoloji servisine sevk edildiğini öğrendiğinde dünyası başına yıkılan Saygın Güner, hemen Olga’yı Antalya’ya çağırdı. Uzun yıllardır tanıdığı Medstar  Antalya Hastanesi Hematoloji ve Kemik İliği Nakli Merkezi Başkanı Prof. Dr. İhsan Karadoğan ile temasa geçti. Olga’nın Antalya’ya dönmesiyle birlikte Prof. Dr. Karadoğan’ın karşısına çıkan çiftin kafasında binlerce soru işareti vardı. “Kendimi çok iyi hissediyordum, kilo ve güç kaybetmemiştim” diyen Olga Güner, bu moralle hastalığının lenfoma olduğunu öğrendiğinde adeta yıkıldı. Tüm cesaretini toplayıp gerçekle yüzleşen ve “Hastalığımı öğrendiğimde böyle bir mücadeleye kendimi hazır hissetmiyordum” diyen Olga’ya en büyük destek ise eşi Saygın Güner’den geldi. Eşinin inancı ve çabası ile kendine gelen Olga, “Aşkımız için mücadele etmeye karar verdim” dedi. 

Kemoterapiden öne saçlarını kazıttı

Olga’nın hastalığı çok ilerlemiş, hastalık bütün vücuduna yayılmıştı. Yaşının çok genç olması aslında büyük bir şanstı. Olga tedavinin yan etkilerini daha kolay atlatabilecekti. Ancak ileri dönemde hastalığın başka bir organa sıçraması söz konusu olabilirdi. Bütün bu belirsizliklere rağmen Prof. Dr. Karadoğan, şanslarının %80 olduğunu söylemişti. Sonunda zorlu kemoterapi süreci başladı. Olga’nın tedavi sürecindeki en büyük korkusu aldığı ilaçlardan dolayı saçlarının dökülmesiydi. Tedavisi başlamadan saçlarını kazıtan genç kadın, eşinin kendisine destek olmak için saçlarını kazıtmak istemesini kabul etmedi. O anki duygularını, “Aynaya baktığımda hastalığımın izlerini yüzümde göreceğimi biliyordum. Hastalığımın izlerini eşimde görmek, onda hastalığımı hatırlatacak hiçbir işaret bulunsun istemedim” sözleri ile ifade etti.

İlaçları “kurşun askerleri” oldu

Olga’nın tedavisine yüksek dozda kemoterapi ile başlandı. İlk iki kürden sonra mutlu haberi aldılar. Bu olumlu yanıt sonrası yeni bir protokol ile iki kür daha tedavi gördü. 4’üncü kürün sonunda hastalık önemli ölçüde gerilemiş ve neredeyse vücutta hiç kanserli hücre kalmamıştı. 6 kürlük kemoterapi tedavisi tamamlandığında, Olga artık hastalıktan kurtulmuştu. Kemik iliği nakli olmasına da gerek kalmadı. Aynaya baktığı anda gördüğü tablo, kaşsız, saçsız hali, mavi mor arası yüz rengi gitmiş, artık eski güzelliğine kavuşmuştu. Hastalık döneminde de kendini hiç bırakmadı. Her kemoterapi seansında aldığı ilaçlar, onun kahraman askerleriydi ve o askerler en büyük düşmanları ile kıyasıya mücadele etti. Olga’nın hayatında “kurşun askerler” olarak adlandırdığı ilaçları çok önemli bir yere sahip oldu. Tedaviden sonra kendini iyi hissettiği ilk anda eşiyle birlikte alışverişe çıktı. Renkli giysiler aldı. Hastane odasında bile doktorunun karşısına her gün farklı renkli bir kıyafetle çıktı. Her kürde, kanseri biraz daha yendiğine ve sonunda ondan kurtulacağına inandı. Sonun da başardı. Artık kanser değildi. Yaşamlarına çöken kara bulutlar dağılmıştı.

Hastane odası mı moral merkezi mi?

Olga ve Saygın Güner, tedavi döneminde vakitlerinin çoğunu geçirdikleri hastane odasını adeta bir “moral merkezi” haline getirdi. Çift; saatlerce sohbet etti, küçük bir espriye dakikalarca güldü ve birlikte oldukları her anın tadını çıkardı. Kimi zaman da gün boyu 2-3 komedi filmi ile kahkaha terapisi yaptı. Olga, kemoterapi aldığı dönemde kan değerlerindeki düşüklük nedeniyle iğne oluyordu. Eşi Saygın Güner, her gün hastaneye gitmelerini gerektiren nedeni ortadan kaldırdı ve bir video kanalında yayınlanan videolardan iğne yapmayı öğrenerek eşinin iğnelerini kendisi yapmaya başladı. Olga Güner, “O zaman o kadar çok iğne yapıldı ve bunu birbirinden farklı insanlar yaptı ki, içlerinde eli en hafif olanı eşimdi” dedi.

Sarp bebek iyileşme hediyesi…

Kemoterapinin etkisi ile aldığı kiloları, hastalık sonrası veren Olga Güner, hızla eski görüntüsüne kavuşmak için spora başladı. Kısa bir süre sonra da eski formuna kavuştu. Tedavi öncesinde doktorun, “Bebek sahibi olamayabilirsiniz” uyarısı nedeniyle yaşadıkları korku da sona erdi. Rutin kontrollerini yaptırmak için hastaneye gittikleri bir gün anne olacağı müjdesini aldı ve şu anda 6 aylık olan oğlu Sarp’ı kucağına aldı. Bu bebeğin kendileri için iyileşme hediyesi olduğunu söyleyen Olga Güner, “Tedavi sırasında aldığım ilaçlar nedeniyle çocuk sahibi olamayacağım söylenmişti. Bir yandan hayata tutunmak için çabalarken bir yandan da bunun korkusunu yaşadım. Korku dolu yıllar geride kaldı. Eşim ve oğlumla yeni bir hayata başladık. İkinci hayatımın en güzel hediyesi bebeğim oldu” şeklinde konuştu.  

CANLI DESTEK