İKİNCİ GÖRÜŞ

Hasta Bilgileri


Başvuru Yapanın Bilgileri


200 MB'den fazla olan raporlarınız için [Raporlarınızı Yükleyin] butonuna tıklayabilirsiniz.
CHECK UP RANDEVUSU AL

SAĞLIK REHBERİ

Okul öncesi eğitime ve anaokuluna başlama dönemi hem çocuk hem de ebeveynler için büyük önem taşıyor. İlk kez ailesinden ayrılan çocuklar açısından kuralları olan bu ortama alışma süreci zor olabiliyor. Çocukların karakter gelişiminin büyük bir çoğunluğu bu dönemde tamamlanıyor. Yapılan araştırmalar, okul öncesindeki uyum sürecini olumlu geçiren çocukların, ileri dönemdeki okul hayatlarında ve sosyal yaşamlarında çok daha uyumlu bireyler olduğunu gösteriyor. Medstar Topçular Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Psk. Efsun anaokuluna ve ilkokula yeni başlayan çocuklarda görülen okula uyum sorununun nasıl aşılacağı konusunda bilgi verdi.
Çocuğun uyum sağlaması için sabırlı olun
Yuvaya başlama yaşı ve uyum süresi her çocuk ve aile için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Ancak çocukların yaşıtlarıyla birlikte olabildiği, oyun kurabildiği ve kurallara uymayı öğrenebildiği 3 yaş dönemi en uygun dönem olarak nitelendirilmektedir. Ancak aileler annenin işe dönmesi gibi durumlardan dolayı çocuklarını daha erken yaşlarda okula başlatabilmektedirler. Bu nedenle okula erken başlamış çocuklara hem aile içinde hem de sosyal yaşantısında yaklaşım çok önemlidir.
Çünkü aile içi ilişkiler dışında, çocuğun yuvadaki ortamı, öğretmen ve öğrencilerin tavır ve tutumları çocuğun uyumunu etkileyen faktörler arasında yer alacaktır. Çocuğun yaşı kaç olursa olsun, aileler çocuklarının bu yeni ortamdaki ilk zamanlarını en az gerginlik ve uyumla atlatmasını sağlamaya çalışmaya sabırla devam etmelidir. 

Doğru tepkiler çocuğun güven duygusunu artırır
Okula uyum sürecinde en zorlayıcı konu çocukların ayrılık anksiyetesi ile başa çıkma durumudur. Doğum ile başlayan anne- bebek ayrılığı, aylar ve yıllar içerisinde gittikçe gelişmekte, fiziksel ve duygusal gelişiminin ilerlemesiyle beraber öz güveni gelişen bebek bireyselleşmekte ve her geçen gün anneden bir adım daha ayrılmaya hazır olmaktadır. Ancak anneye olan ihtiyacı bitmediğinden onu kaybetme korkusu, terk edilme kaygısı bir süre daha devam etmektedir. Okula başlamak ise bu kaygının artmasını tetikleyici bir faktördür.    Ayrılık anksiyetesiyle başa çıkabilmenin püf noktası karşılıklı güven oluşturmaktır. Annesi tarafından yuvaya bırakılan çocuk günün sonunda anneye yine kavuşmaktadır. Tekrarlayan bu rutin içindeki doğru tepkiler çocuğun anneye güven duymasına, onu tekrar gelip alacağına emin olmasına olanak verir. Kısa veya uzun sürede çocuklar bu rutini öğrenmektedir.

Çocuğunuzun anlattıklarını empati kurarak dinleyin
Okulu reddetme durumunda, çocuklar ilk haftalarda okula gitmemek için hayal dünyalarında bazı olaylar üretebilirler. Okulda olmamış bir olayı olmuş veya tam tersi şekilde ailelerine aktarabilirler. Bu durum genellikle dikkat çekme isteği, özel olduğunu hissedebilme ihtiyacı, sınırlarını deneyimleyebilme merakı gibi faktörlerden kaynaklanmaktadır. Çocuğun anlattıklarını ciddiyetle dinlemek ve yol gösterici olmak gerekmektedir. Olayın aslını öğrenmek için öğretmeni ile görüşmek faydalıdır. Çocuğun akşam eve geldiğinde bir ebeveynin gününü nasıl geçirdiğinizi hatta bazı zorluklarla nasıl başa çıktığını ona anlatmak, onun da sizinle paylaşımda bulunması için destek vermektedir. Çocuğu dinlerken empati kurulmalı ve mutlaka ona güven duygusu hissettirilmeli ve başarma gücünün kendisinde olduğu hissettirilmelidir.
    
Okula uyum problemi geçmiyorsa bir uzmana başvurun
Çocuk, tüm çabaya ve atılan olumlu adımlara rağmen ilk bir ayın sonunda uyum davranışında ilerleme göstermiyorsa; ağlama, ebeveyne aşırı bağlanma, öfke, içe kapanma, yeme ve uyku sorunları hatta alt ıslatma gibi rutinin dışında davranışlar geliştiriyorsa, çocukta okula uyum problemi ya da okul anksiyetesi başlamış olabilir. Böyle bir durumda çocuk okula gitmeyi kesin bir dille reddeder.  Anaokuluna başlangıçta olduğu gibi ilkokula başlangıçta da buna benzer uyum süreci problemleri görülebilir. Bazen fizyolojik bir rahatsızlığı olmadığı halde hasta olduğunu ileri sürer ya da açıkça korktuğunu dile getirir. Bu durumun kendiliğinden çözülmesini beklemek yerine sorunun bir uzmanla paylaşılması davranışın yerleşmesine engel olabilir ve duygusal kaygı durumundan çocuğu kurtararak akademik öğrenmeye odaklanmasına yardımcı olabilir.

CANLI DESTEK