İKİNCİ GÖRÜŞ

Hasta Bilgileri


Başvuru Yapanın Bilgileri


200 MB'den fazla olan raporlarınız için [Raporlarınızı Yükleyin] butonuna tıklayabilirsiniz.
CHECK UP RANDEVUSU AL

SAĞLIK REHBERİ

İnatçı yüksek ateş, bir türlü iyileşmeyen enfeksiyonlar, cilt ve organlarda olan kanamalar, nedensiz kilo kayıpları, kemik ile eklem ağrıları, artan yorgunluk, gün içinde 3-4 saat uyuma isteği … Pek çok hastalık belirtisi olan bu şikayetler, löseminin de en çok önemsenmesi gereken işaretleri arasında yer almaktadır. Nedeni tam olarak bilinmese de özellikle radyasyon ve benzen gibi kimyasallara maruziyet ile seracılığın yoğunlukta olduğu tarım bölgelerinde sıklıkla kullanılan tarım ilaçları lösemi riskini artırır. Kan kanserleri arasında en bilinen tür olan lösemi, hedefe yönelik akıllı ilaçların yanı sıra hastaya özel kök hücre nakil seçenekleri sayesinde başarıyla tedavi edilmektedir. Medstar Antalya Hastanesi Hematoloji ve Kemik İliği Nakli Merkezi Başkanı Prof. Dr. İhsan Karadoğan, lösemi hastalığı ve tedavi seçenekleri hakkında bilgi verdi.

Lösemi her yaşın hastalığı…

Lösemiler, hastalığın ilerleme hızına göre akut veya kronik olarak ikiye ayrılır. Akut lösemiler hem çocukluk çağında hem de erişkinde izlenirken, kronik lösemiler daha çok erişkin çağda görülür. Akut lösemiler son derece agresif ve hızla ilerleyebilir. Vakit kaybetmeden tanı konulup tedaviye başlanmazsa, günler veya haftalar içinde hastanın yaşamını kaybetmesine yol açabilir. Kronik lösemilerin ise seyirleri oldukça yavaş, yıllar içinde ilerleme göstermektedir. Hastalık uzun süre sessiz kalabilir.

Akut lösemide hızla tedaviye başlamak önemli

Akut lösemiler, kan kanserleri içerisinde % 15-20 oranında görülür. Akut lösemiler kemik iliğinde bulunan ve kan hücrelerinin üretiminden sorumlu olan bazı kan yapıcı kök hücrelerin kanserleşerek kontrolsüz ve hızla çoğalması sonucu oluşur. Bu kanser hücreleri çok kısa bir sürede başta kemik iliği olmak üzere tüm vücuda hızla yayılır. Akut lösemiler, akut miyeloblastik lösemi (AML) ve akut lenfoblastik lösemi (ALL) olarak iki ana gruba ayrılır. Bu iki grubun da kendi içerisinde birçok alt tipi bulunur. Sonuçta hepsi de çok hızlı ilerleyen tümör tipleridir ve uygun tedaviler yapılmadığında, haftalar hatta günler içerisinde hastanın yaşamını tehlikeye sokabilir. Bu nedenle çok kısa sürede tanı koyabilmek, alt tiplendirmeyi yapabilmek ve hızla tedaviye başlamak hasta yaşamı açısından büyük önem taşır.

Erişkinlerde en sık AML görülür

Erişkinlerde AML çok daha sık görülmektedir. AML hastalarında kan hücrelerinin yapım yeri olan kemik iliğinin kanser hücreleri tarafınca hızla işgal edilmesi normal sağlıklı kan hücrelerin yapımı azaltır. Bağışıklık sisteminin temel taşlarından olan lökosit adı verilen beyaz kan hücreleri yapılamadığından hastalarda sık enfeksiyon ya da ağır enfeksiyon tablosu görülür. Kanın pıhtılaşmasından sorumlu olan trombosit adı verilen kan hücreleri de yapılamadığı için cilt kanamaları, mide bağırsak sisteminden olan kanamalar veya hayati organlarda olan daha ciddi seyirli kanamalar görülür. Hastalar kansızlık şikayeti ya da herhangi bir organı ilgilendiren bozukluk şeklinde de ortaya çıkabilir.   

15 yaş altındaki çocuklarda sıklıkla ALL görülür

Akut lösemi en sık görülen çocukluk çağı kanseridir. ALL 15 yaş altındaki çocuklardaki lösemiler içinde % 80 oranındadır. Erişkinlerde olduğu gibi enfeksiyon, kanama ve kansızlık en sık görülen belirti ve bulgulardır. Lenf bezlerinde, dalak ve karaciğerde büyüme ALL hastalarında daha fazla izlenir.

Basit bir kan sayımı akut lösemi tanısı için yeterli 

Akut lösemi tanısını koymak çok da zor değildir. Çünkü hastaneye başvuran bir hastaya yapılan basit bir tam kan sayımı, hastanın akut lösemi olup olmadığının işaretini verebilmektedir. Tam kan sayımında; normal kan hücre sayılarının azalması ve “blast” adını verilen kanser hücrelerinin sayısında artış olduğu saptanarak, lösemi tanısı rahatlıkla konulabilir. Hastalığın başlangıcı kemik iliği olduğu için kemik iliğinden alınan biyopsi ile de kanser hücreleri tarafından kemik iliğinin tutulduğu görülebilir. Tanıda zor olan kısım ise löseminin hangi tip olduğunun belirlenmesidir. Bunun için günümüzde geliştirilmiş birçok yöntem bulunmaktadır. “İmmun fenotipik” bir takım özel boyamalar ile o hücrelerin hangi kökenden kaynaklandığı saptanabilir. Yapılan çeşitli sitogenetik ve moleküler testler ile o anormal hücrelerin genetik yapısı değerlendirilmektedir. Bu şekilde farklı tiplerdeki akut lösemileri birbirinden ayırabilir. Löseminin alt türünün doğru belirlenmesi tedavi yaklaşımını belirlemek açısından çok önemlidir. Her alt tip için farklı tedavi seçenekleri söz konusudur. Akut lösemi tanısı konulup alt tipi belirlendikten sonra hastaların diğer kanser tiplerinde olduğu gibi risk durumları da saptanmaya çalışılır. Ancak ne yazık ki yetişkinlerde akut lösemi tanısı konulduğunda, hastaların % 70-80’ninden fazlasının yüksek risk grubuna girdiği bilinmektedir. Bu şu anlama gelir; bu hastalarda standart tedaviler ile hastalık kontrol altına alınsa bile çok kısa sürede tekrarlayabilir.

Kronik lösemi yavaş seyirli, sonuçları daha iyi…

Kronik lösemiler, akut lösemilere göre daha yavaş ilerleyen ve daha iyi sonuç veren türlerdir. Olgun görünümlü olan ancak bu hücrelerin yapması gereken görevleri yerine getiremeyen hücrelerin anormal çoğalması ile ortaya çıkmaktadır. Kronik lösemilerin, kronik lenfositik lösemi (KLL) ve kronik myelositer lösemi (KML) olmak üzere iki temel alt grubu bulunmaktadır.   

Her üç lösemiden biri KLL

KLL vücudu enfeksiyonlara karşı koruyucu özelliği bulunan olgunlaşmış normal lenfositlere benzeyen ancak onların işlevlerini yerine getiremeyen yapıya sahip lösemik hücrelerin, kemik iliğinde çok miktarda üretimi ile ortaya çıkar. Kanser hücreleri kemik iliği, kan ve lenf nodlarına yerleşir. Bu nedenle de lenf düğümleri şişer, dalak büyür. Tüm lösemilerin %30’unu oluşturan KLL en çok 60-70 yaş arasında izlenir. Otuz yaşın altında ortaya çıkma riski son derece azdır. Bu hastalık çok yavaş ilerlediği için hastalar tanı konulmadan uzun yıllar yaşayabilirler. Tanı konulduktan sonra da bazı hastalara hastalık problem yaratmadığı sürece tedavi başlamak gerekmeyebilir ve bu hastalar ilaçsız yıllarca normal yaşamlarına devam edebilir.    

KML ileri yaş hastalığı

Kronik löseminin diğer alt grubunu oluşturan kronik myeloid lösemi (KML) ise granülositik seriye ait beyaz kan hücrelerinin aşırı üretimi ile ortaya çıkmaktadır. Yavaş seyirli olan bu hastalıkta yıllar içinde kanda lökosit sayıları artar ve dalak giderek büyür. Tanı bu hastalığa özel olan genetik bir değişikliğin özel yöntemlerle gösterilmesi ile konulur. Geçmiş yıllarda kemoterapi ve kemik iliği nakli ile oldukça zor tedavi edilen bu hastalık 2000 li yılların başında kullanıma giren akıllı ilaçlar sayesinde son derece basitleşmiştir ve hastalar normale yakın yaşam süreleri kolaylıkla sürdürebilmektedir.  

Bu kişilerde daha sık görülüyor;

  • Lösemi erkeklerde daha sık görülür
  • Özellikle beyaz ırkta, siyah ve sarı ırka göre daha fazla ortaya çıkar
  • Yetişkinlerde lösemi tanısı sıklığı, çocukların 10 katından fazladır ve yaş ilerledikçe risk de artar
  • Çocukluk çağında ise 4 yaşın altında daha sıktır
  • Bazı lösemilerde kısmen de olsa ailesel yatkınlık olabilir
  • Özellikle Down sendromu gibi genetik hastalıklarda akut lösemi türlerinin daha sık görüldüğü bilinmektedir
  • KML oluşumunda radyasyon ve benzen gibi kimyasallara maruz kalmaktan da söz edilebilir
  • Başka bir kanser için kemoterapi tedavisi görmüş olmak, sigara kullanmak ve bazı kan hastalıklarının varlığı da lösemi nedenleri arasında gösterilmektedir.

 

 

 

CANLI DESTEK